14 Mayıs 2012 Pazartesi

GÖÇMEN KUŞLAR


                                                      GÖÇMEN  KUŞLAR                                                                                                                                                                                                                                      Küçücük kolibri kuşundan koskoca kartallara kadar binlerce kuş türü her sene vakti geldiği zaman üreme ve kışlama bölgeleri arasında uzun yolculuklar yaparlar  Yılda iki defa Kuzey ve Güney yarımküreleri arasında göç ederler  Kış aylarında havaların soğumasıyla besin bulmak zorlaşır ve rekabet artar  Bu sebeple Kuzey yarımkürede üreyen göçmen kuşlar, her sonbaharda Güney yarımküreye doğru göç hareketine girişir  Güney daha sıcak ve besin bakımından daha zengin olduğundan iyi bir kışlama alanı teşkil eder İlkbaharın başlamasıyla da güneyden kuzeye dönüş göçüne başlarlar İlkbaharda kuzey bölgeleri kuş akınlarına uğrar
İlkbaharda kuzeye gelen kuşlar, ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimleri olmak üzere yılın dörtte üçünü bu geniş alanlarda geçirirler  Yalnız kış mevsiminde tropik bölgelerde barınırlar
Barn kırlangıçları, her ilkbaharda Brezilya ve Arjantin'den yola çıkarak 4350 kilometrelik tehlikeli bir yolu aştıktan sonra Labrador ve Alaska'ya gelerek yumurtlarlar  Baltimorsarıasması, her Mayıs ayında Güney Amerika'dan kalkarak 1250 kilometrelik bir yolculuktan sonra New York'un Scardale bölümüne gelir
Kuzey Amerika ormanlarında yumurtlayan siyah çalı bülbülleri, her sonbahar gökyüzünde büyük sürüler halinde bir araya gelerek kışlamak için Atlantik sahillerine ve Güney Amerika'ya göç ederler  Ağırlıkları 9-10 gram gelen bu küçücük kuşlar hiç mola vermeden asgari 86 saat boyunca uçarak 1500 kilometrelik bir mesafe kat ederler İlkbaharda göç eden diğer birçok tür gibi geldiği rotayı takip ederek tekrar eski yerlerine geri dönerler  İspinozun dişisi göç ettiği halde erkeği göç etmez Türkiye'de de leylekler, kırlangıçlar ve daha birçokları sonbahar geldiğinde binlerce kilometreyi aşarak Afrika'ya göç ederler  Bir yıl önce kışladıkları yerlerine giderler İlkbaharda ise, kuzeye göç ederek kuluçka yuvalarına dönerler  Türkiye, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında göç eden kuşlar için bir köprü oluşturması ve 400'ü aşkın göçmen türü barındırması bakımından özel bir konuma ve milletlerarası önemi haizdir
Kuşların ayaklarını halkalama metoduyla, radar veya uçaklarla takip ederek, birçok türün göç yollarının haritaları çıkarıldı  Kuş göçleri herkes tarafından görülmeye değer büyük bir şovdur
Göçmen kuşların çoğu (özellikle küçük ötücü kuşlar) göç için gerekli enerjiyi uzun yolculuğa çıkmadan önce ne bulurlarsa yiyerek vücutlarında depoladıkları yağdan sağlarlar Yağ onların adeta yakıt tankıdır Bazıları göçten hemen önce ağırlıklarını iki katına çıkartırlar Nijerya'da kışlayan ötleğenlerin ağırlığı, Ekim-Şubat ayları arasında 10-13 gr gelir  Avrupa'ya dönüşten önce Mart-Nisan aylarında ve bilhassa Mayıs başında 20 gr'a ulaşır
Yapılan hesaplamalarda, 8 gr yağa sahip olan bir bülbülün, 3000 km uçabilecek kadar yakıta sahip olduğu anlaşılmıştır  Bu yakıtla Büyük Sahra'yı kolayca aşabilmektedir Kırlangıçlar ise önceden yağ depolamazlar  Yol boyunca rastladıkları böcekleri avlayarak gerekli enerji ikmalini yaparlar
Yırtıcı kuşlar, leylekler, turnalar ve pelikanlar gibi iri yapılı kuşlar, bedenlerinin büyüklüğü sebebiyle yağ depolayamazlar  Onlar, göç yolculuklarında, güneşin, toprak ve üstündeki hava katmanlarını ısıtması sonucu yükselen vetermal olarak adlandırılan hava kitlelerini kullanırlar  Geniş kanatlarını kullanarak bir termal yardımıyla yükselir ve termalden termale süzülerek yollarına devam ederler  Bu metodla az enerji harcamış olurlar  Denizler üzerinde termallerin oluşmaması, karalar üzerinden dolaşarak daha uzun göç yollarını takip etmelerine sebep olur.Yolculuk ve mola esnasında da avlanmalarına devam ederler
Göç sırasında bir kısmı gündüz, bir kısmı ise gece uçarlar  Bunun yanısıra yüzerek göç edenler de vardır  Böceklerle beslenen küçük kuşlar ve ördeklerin çoğu gece yol alır Arı kuşları, kırlangıç ve kırlangıç benzeri kuşlar da gündüzleri uçarlar Sığırcıklar 4000-5000 bireylik gruplar halinde göç ederler Kartal ve atmaca gibi yırtıcılar, yalnız ve topluluklar halinde göçe katılırlar.

Deniz kıyı kırlangıçlarının göçmen yolları
Gündüzleri birbirini gören hayvanlar, geceleyin de seslerle birbirinden ayrılmazlar  Kırlangıçlar hayatlarını sıcak bölgelerde geçirirler  Kuzey yarımkürede üredikten sonra kışlamak için Temmuz-Eylül arasında güney yarımküreye göç ederler  Yurdumuzda yaşayan kırlangıçlar Nisan ayında iklimimize geri dönerler Leylekler, ülkemize Mart ayından itibaren gelmeye başlarlar  Ağustos sonunda büyük topluluklar halinde, Güney Afrika'ya göç ederler Deniz kırlangıçları, senede iki defa kuzey kutbunda yumurtladıktan sonra kışı geçirmek için güney kutbuna uçarlar  Uzun kanatlı yelkovan kuşları, güney yarımküreye mahsus göçmen kuşlardır  Üreme bölgeleri olan Avustralya'nın güneyinden göç ederek, Kuzey Pasifik’in kutup bölgesine gelirler  Gidiş-dönüşü 30 000 km yi bulan bu göçe 10 milyon civarında kuş katılır  En uzun göç yolunu, deniz kıyı kırlangıcı(Sterna paradisaea) kat eder  Kuluçka bölgesi olan Kuzey Kanada kıyılarından sonbaharda göçe başlar  Atlantik'i geçerek Batı Afrika kıyıları boyunca uçarak kışı geçireceği bölgelerine inerler.
1 - leylek : uzunluğu 1 metre, kanat aralığı 1,70 metre dır. bütün Avrupa da ve batı asya da yazın yuva yaparak, yaşayan göçebe bir kuştur. güz gelmeden göçerek afrika da kışı geçirirler. su kenarlarında küçük hayvanlarla beslenirler. Yurdumuz da özellikle çok sevilen bir hayvandır. yurdum insanı ilkbaharda leyleklerin gelmesini dört gözle bekler. Yurdumuz da leylekle ilgili çok deyim vardır. bunlardan bazıları leylek getirdi, leylek gibi, leyleği havada mı gördün, yılan kaçtı leylek arıyorum.                          
  2 – guguk:vücut uzunluğu 32 cm. kanat aralığı 60 cm. ötüşü ve asalak yaşamı ile ünlüdür. yaz aylarında Anadolu ve Avrupa ‘da kış aylarında afrıka’ ya göç ederek yaşar. dışı guguk kuşu yumurtalarını ötücü kuşların yuvasına bırakır. guguk kuşları böceklerle beslenir. 
   3– kırlangıç:vücut uzunluğu 20 cm. kanat aralığı 35 cm civarındadır. ilkbaharda gelen ilk göçmen kuşlardandır. yaz aylarında Avrupa ve Anadolu da kış aylarında Afrika da kışlar. yuvalarını insanların çok bulunduğu saçak ve damlara çamurdan yaparlar. uçarak havada ki böceklerle beslenir.                                                                                    
   4 – kara sagan:vücut uzunluğu 16 cm. kanat aralığı 40 cm. civarindadir. Avrupa da ve Anadolu da yaşar afrıka ‘da kışlar. çok hızlı uçarlar. (200 km /sa) kanatları tırpan biçimindedir. akşamları çığlık atarak uçarlar. uçarak böcekleri avlayıp beslenirler. bu kuş gökte uçarak uyuyabilir.  
   5 – yaban kazları:Yaban kazları Anadolu ya göç ederken kullanmaktadır. bir düzen içerisinde uçarak hem geçerken ve hem de dönerken Anadolu  üzerinden geçer. bu geçiş esnasında Anadolu nun  değişik yerlerinde konaklar. kışı Avrupa da geçiren yaban kazları kışı Afrika da Nil nehri kıyılarında ve Asya nın güney kısımlarında geçirir. geçiş esnasında Anadolu nun  Fırat nehri kıyılarında, Ceyhan ve Seyhan nehri kıyılarında, Dicle nehri kıyılarında veya Anadolu nun değişik nehir kıyılarında görmek mümkündür.                                                                                                            6 – yaban ördeklerı:Yaban ördekleri de aynen yaban kazları gibi Anadolu da bulunur. yaban ördeği kışı Anadolu da geçirir. yaban ördeklerinin birçok türü mevcuttur. avcıların gözde kuşlarından bir tanesidir. Anadolu da avcıların en çok hikayesini anlattığı kuşlardandır. eti lezzetlidir.                                                                                                                                     7 — kelaynak kuşları:Kelaynak kuşları da göçmen kuşlardandır ancak, koruma altında oldukları için göçmelerine müsaade edilmemektedirler. kelaynak kuşları da Anadolu dada yaşamaktadır. 





" GÜNEŞE GÖRE HAREKET "
Sonbaharda güneye göç eden bir kuş yakalanarak bir kafese konursa, ilginç bir olay gözlenir  Kafes ne tarafa çevrilirse çevrilsin, kuş daima göç istikameti olan güneye döner
Alman kuş bilgini Gustave  Kramer yapmış olduğu gözlem ve deneyleriyle kuşların yönlerini güneşe göre kestirdiklerini ilk bulanlardandır  Ekim aylarında yakaladığı Avrupa sığırcıklarını altı şeffaf olan yuvarlak boş kafeslere koydu  Kafesin şeffaf kısmında davranışlarını gözledi  Bunların kafeslerinde rahat durmadıklarını, durunca bile kafesin bir köşesinde güney istikametine devamlı döndüklerini gördü  Güney bu kuşların normal göç istikametiydi  Kafes döndürülünce kuşlar da buna uyarak tekrar dönüyorlardı  İlkbahar aylarında kuşlarda yine göç huzursuzluğu başlıyordu  Bu sefer de tam aksi istikamete, yani kuzeye dönüyorlardı Güneş ışığından başka bir şey görmeyen sığırcıklar, hep doğru istikamete dönüyorlardı Kramer kafese gelen güneş ışığının istikametini değiştirmeye karar verdi  Döner aynalar kullanarak ışığın kafese giriş istikametini 90 derece değiştirdi  Kuşlar da buna bağlı olarak yönlerini 90 derece değiştirdiler  Demek ki, güneşe göre, yönlerini ayarlıyorlardı
Kuşların çoğu gündüz güneşe göre hareket ederler  Ancak birçok kuş da gece göç eder  Yapılan araştırmalar kuşların gündüz güneşe, geceleyin ise ay ve yıldızlara göre uçuş istikametlerini bulabildiklerini ispat etti
Ardıç kuşları gökyüzünü göremeyecekleri yuvarlak bir kafese konulduklarında göç huzursuzluğuyla mevsimlik göç istikametlerine döndükleri tesbit edildi İyi ama bunlar güneşi, ayı ve yıldızları göremedikleri halde yönlerini nasıl buluyorlardı?
Araştırmalar birçok hayvanın vücutlarında biyolojik pusulalara sahip olduklarını ortaya çıkarmaktadır

  " BİYOLOJİK PUSULA "
Amerikalı araştırıcılardan Walcott ilk olarak bazı deneyler yaptılar ve güvercinlere küçük mıknatıslar takınca kuşların yönlerini tamamen şaşırdığını gördüler  Araştırmalar neticesinde göçmen kuşların boyun kısımlarında ferromanyetik taneciklerin bulunduğu ve arzın manyetik alanına göre hassasiyet gösterdikleri keşfedildi Şimdiye kadar tetkik edilebilen göçmen kuşların kafa yapısında bulunan taneciklerin demir açısından zengin bir mineral olan manyetit (Fe3O4) olduğu anlaşıldı
Bu tabii pusulalarından göç esnasında azami derecede istifade ederler  Dünyanın manyetik alanının kuvvet çizgilerine göre kendi durumlarını tesbit ederek doğru yönü bulurlar  Kafalarının içindeki bu pusulaları sayesinde kapalı havalarda da yollarını bulurlar  Bulutlu bir günde bile yönlerini şaşırmazlar  Fakat başlarına kuvvetli bir mıknatıs bağlanınca bulutlu günde güvercinler yollarını tamamen kaybederler  Çünkü takılan mıknatısın oluşturduğu suni alan, tabii manyetik alanı değiştirir  Onlara evlerini bulduracak hiçbir ipucu bırakmaz.

·  Güvercinlerin boyun kısmında pusula vazifesi gören manyetit adlı maden zerreciklerinin keşfinden sonra, kuşların yönlerini koku alarak da bulabildikleri ortaya çıkarılmış

  " KOKU ALMA KOORDİNAT ŞEBEKESİ "
Posta güvercinleri doğru rota bulmaya yarayan bir koku alma organına sahiptirler; koku alma organlarını yuvalarına dönüşte kullanmakta ve atmosferde her tarafa dağılmış zerreler halindeki maddecikler, güvercinlerin koku alma koordinat şebekesinin muhtemelen temelini teşkil etmektedir Max Planck Enstitüsünün Seewiesen deki davranış psikolojisi bilginleri bunu böyle tahmin etmektedir
Koku alma duyusu asgari 700 km'ye kadar olan mesafelerde yön bulma için vazgeçilmez bir vasıtadır Kuşlar herhalde havadaki zerrecikleri algılamakta, bunlar yardımıyla yabancı bölgelerde mevki tayini yapmaktadırlar  Bunun için hangi maddelerin sözkonusu olduğu şu ana kadar tesbit edilememiştir
Daha 30 sene önce, posta güvercinlerinin de diğer göçmen kuşlar gibi güneşipusula olarak kullanabildikleri ispatlanmıştı Daha sonra yerin manyetikalanının da aynı şekilde kendilerine yön belirleyici olarak hizmet ettiği tesbit edilmişti  Bununla beraber koku alma koordinat şebekesinin varlığı anlaşılmadan önce, posta güvercinlerinin yüzlerce kilometre uzaklıktaki yuvalarını nasıl bulabildikleri ikna edici bir şekilde izah edilememekteydi.
Pusula kullanmak isteyenin haritaya da ihtiyaç duyacağı ilim adamlarının tebliğinde yer almaktadır  Bu haritanın güvercinlerin koku alma organı ile bağlantılı olması gerektiğine Pizalı araştırıcılar dikkat çekmişlerdi Çünkü, koku alma duyuları ortadan kaldırılmış güvercinler yuvalarını artık bulamamaktaydı Kuşlar çok iyi hava tahmincileridir  Havadaki çok hafif barometrik basınç değişimini fark edebilirler Fırtına çıkacağını önceden keşfederler  Keskin bir görme gücüne sahiptirler  Deneyler güvercinlerin polarize ve ultraviyole ışınları da gördüklerini ortaya çıkardı  Bu ışıklardan denizlerden uçarken faydalanırlar  Ayrıca, frekansı çok düşük uzun dalga alt sesleri de duyarlar  İnsan kulağı saniyede 10-20 titreşimin altındaki sesleri duyamaz  Kuşlar ise çok daha düşük sesleri işitebilirler  Bunun sayesinde göç eden bir kuş kendisinden çok uzakta patlayan bir fırtınayı veya 1000 km uzaktaki gök gürültüsünü işitebilmektedir  Binlerce kilometre ötedeki atmosfer basıncı değişikliklerinin meydana getirdiği çok düşük frekanslı elektromanyetik dalgaları fark edebilmektedir  Kuşlar insanlardan çok daha geniş bir dünyayı görür, duyar ve hissederler
Milyonlarca göçmen kuşun uzun mesafeler kat ederek yaptığı yolculuk insanlar için hayati değer taşır  Kuşlar zararlı böceklerin baş düşmanıdır  Karaların çoğunun bulunduğu kuzey bölgelerine göç etmeselerdi ve yılın dörtte üçünü burada geçirmeselerdi, haşereler buralarda muazzam bir bitki katliamı yapardı Baharda milyonlarca böcek, bitkiler üzerine yumurta bırakır  Bunlardan çıkan tırtıllar, kuşlar tarafından yenilerek kontrol altında tutulur  Çeşitli kurt, böcek ve çekirge yumurtalarını yiyerek mutlak bir kıtlığın önüne geçerler

·  Manyetik alanı hissedebilen hayvanların listesi günden güne artmaktadır  Manyetik bakteriler,
arılar, güvercinlerden sonra en çok incelenen canlılardır Manyetit, arıların karınlarının ön kısmında yer alan denge organının yakınında bulunur  Aynı maddenin varlığı yunusların kafasında da keşfedildi  Araştırmalar,köpekbalıklarının da dünyanın manyetik alanındaki değişimleri hissedebildiğini ortaya çıkardı.

 " GÖÇ NEDENLERİ "
Kuşların bir kısmı, niçin ölüm pahasına uzun göçlere girişirler? Niçin diğer kuşlar gibi, göçmen kuşlar da yurtlarında kalıcı değildir? Bunları göçe zorlayan nedir? Soğuktan kaçmak ve besin bulmak için mi? Bu, ancak birçok sebebin bir kısmı sayılabilir  Çünkü birçoğu, gerekli besin ve elverişli iklim şartlarından çok daha fazla yolculuk yaparlar  Bazı türler de havaların soğuması ve besin azlığının baş göstermesinden önce güneye inerler  Her göçmen kuş türü göç vaktinin geldiğini nasıl anlar? Kuşlarda göç isteğini uyandıran ve onları direnmeksizin yola çıkmaya zorlayan biyolojik saat nasıl çalışır? Hareket saati ne zaman çalar? Gidecekleri yeri nasıl bilir ve vardıklarında nasıl tanırlar? Yanılmadan yollarını nasıl bulur, hedeflerinin yönüne doğru nasıl uçar veya yüzerler?
Kuşlar hava kirliliğinden,pil atıklarından,besin azlığından,iklim tiplerinden dolayı göç ederler Bütün bu sorulara tatminkar cevap bulmak oldukça güçtür  Bilim adamları son yıllarda göçlerle ilgili kıymetli bilgiler elde ettiler  Bununla beraber halen çözüm bekleyen sayısız bilmece mevcuttur  Ancak aşikare olarak görülen şudur ki; göçmen kuşlar yerleşik olanlardan ayrı bir bünyeye sahiptir  Birçok yön bulma yetenekleri ile birlikte doğarlar İlkbahar ve sonbaharda günlerin uzayıp kısalmasıyla gün ışığına bağlı olarak göçmen kuşların hipofiz ve epifiz bezlerinin hormon salgısı değişmeye başlar  Hormon uyarısıyla bünyelerinde, önüne geçilmez bir göç isteği belirir  Yapılan incelemeler neticesinde, gün aydınlığı süresinin değişmesine bağlı olarak kuşların eşeylik organlarının (erbezi ve yumurtalıkların) büyüyüp küçüldüğü tespit edilmiştir
William Rowan aynı türden iki kuş grubunu sert Kanada kışında ayrı kafeslere yerleştirerek farklı ışık periyotlarına tabi tuttu  Bu deneyle fotoperyodizm’in (ışık sürelerinin) kuşlardaki etkisini gözledi  Normal gün ışığına maruz bırakılan birinci grubun vücutlarında görünür bir değişim olmadı Işık periyodu arttırılan diğer kafes kuşlarının ise eşeylilik organları ve kanatları ilkbahar mevsiminde olduğu gibi büyüdü  Her iki grup da serbest bırakıldığında, ikinci grubun hazırlıksız bir göç girişimine kalkıştığı tespit edildi
Kuşların, göçü etkileyen fotoperyodizme paralel olarak vücutlarında yağ birikiminden başka, yön bulma yetenekleri, yerin manyetik alanına, havanın barometrik basıncına, polarize ve ultraviyole ışınlarına, frekansı çok düşük seslere ve kokuya olan duyarlılıkları da onları son model cihazlarla donatılmış bir pilottan üstün kılar  Vakti geldiğinde bünyelerinde göç saati çalar  Programlanmış en modern kompütürlerden daha karmaşık olan bu varlıklar itirazsız göç emrine boyun eğerler  Eski yerlerine döndüklerinde, çoğu zaman ayrıldıkları ağaca, hatta uçuşa kalktıkları aynı dala konarlar
Bütün göçmen türler, her yıl aynı zamanda göç etmezler  Bazen hava durumu sebebiyle hareketlerini değiştirebilirler Fakat San Juan Capistrona kırlangıçları gibi bazıları da her yıl göçmen bir biçimde aynı günler içinde göç yerlerine gidip gelirler  Umumi olarak gece uçarlar  Gündüz yiyecek bulmak için avlanırlar
Kuzey kutbundan kalkan bir kuşun, elinde bir harita ve pusulası varmış gibi yüzlerce kilometre ötede hedefine varması ve vakti gelince tekrar aynı noktaya dönüşünü izah etmek oldukça güçtür  Hele, yeni yumurtadan çıkan yavruların, uçmayı öğrendikten hemen sonra, hiç bilmedikleri ana ocağına tek başına dönmeleri son derece şaşırtıcı bir olaydır  Tek bir rota üzerinden uçmaları ve kendilerinden bir önceki neslin yaşadıkları topraklara konmaları fevkalade bir yön bulma tekniğinin varlığını gösterir
Uzun zaman, göçmen kuşların yollarını, coğrafi işaretlere göre buldukları zannediliyordu  Gerçekten de gündüz uçan birçokları deniz kıyılarından, vadi yataklarından, dağ silsilelerinden ve kıyılardan giderler  Bunları yol bulma işareti olarak kullanırlar
Ancak kuşlar yollarını yalnız bu tip coğrafi işaretlerle tayin etselerdi, gece yol alanlar hedeflerine varamazdı Çok uzak yerlerden salıverilenler de şaşkına dönerdi  Birkaç yıl önce Pasifik'ten geçen uçaklar için tehlikeli olmaya başlayan albatrosların bir kısmı, yakalanarak Filipinler'e nakledildi  2560 kilometre mesafeden bir ay içinde geri döndüler  Diğer bir kısmı ise, tam aksi istikamete doğru götürüldü  Bu kuşlar da, bir günde 200 kilometre mesafe uçarak 10 gün içinde hiç bilmedikleri yollardan geçerek asıl bölgelerine geri geldiler
Belki de en esrarlı mesele kuşların şaşırmadan, binlerce kilometre, hiçbir nirengi (işaret) noktası, yön alacak yeri olmadan yönlerini nasıl bulduğudur
Bunu nasıl yapıyorlar? Eskiden ornitologlar (kuş uzmanları) kuşların rüzgarlarla, dünyanın manyetik alanıyla veya korüolis tesiriyle (dünyanın ekseni etrafında dönmesinden kuzey yarımkürede hava akımlarının sağa, güneyde sola sapma göstermesi) yönlerini bulduklarını iddia ederlerdi  Yine eskiden genç kuşların yaşlıları takip ettiğini zannederlerdi  Ancak Frank Belrose'nin yapmış olduğu araştırmaya göre, bu fikirler geçersiz kabul edildi  Mesela, güneye doğru göç etmekte olan mavi kanatlı ördek kuşlarından bir grubu yakalanarak işaretlendi  Yetişkinleri hemen salıverildi  Gençler, yaşlılar güneye iyice yaklaştıktan sonra bırakıldı Güneye ve göç edilecek sahaya daha önce hiç uçmamış genç kuşlar, aynı yollardan geçerek aynı yere vardılar  Gittikleri istikametten o kadar emindiler ki, genç olduklarından yaşlılardan daha hızlı gittiler  Bu kuşlar, yaşlı kuşları değil, bünyelerinde doğuştan mevcut olan yön bulma sistemini takip ettiler
Başka bir deneyde bir grup dalgıç kuşu İngiltere'deki Stockholm Adasından alınarak Venedik'ten salıverildi Bu kuşlar karalardan geçmeyi sevmedikleri halde Alp Dağlarını aşarak Fransa üzerinden İngiltere'deki yuvalarına vardılar  Yapılan bu tip araştırmalar göçmen kuşların yollarını tayin ederken biyolojik pusulalarına destek olarak yeryüzü şekillerinden ve güneşten de istifade ettiklerini ortaya koydu
Son senelerde Almanya'da yapılan araştırmalar, göçmen kuşların daha yumurtadan çıkar çıkmaz, ne zaman, nasıl ve hangi yol üzerinden göç edeceklerini, nerede durup dinleneceklerini ve nereye ineceklerini önceden bildiklerini ortaya çıkardı Araştırma ekibinden Peter Berthold Almanya'dan Ekvator Afrikası'na göç eden kara başlı ötleğenleri (Sylvia atricapilla) ile yaptığı araştırmalar sırasında, iki ayrı soya mensup ötleğenden meydana gelen yavruların, göç yollarının ne analarının ne de babalarınınkine benzediğini, ikisinin arasında bir başka göç yolu bulduklarını belirledi
Mesela, annenin göç yolu İspanya-Cebelitarık üzerinden Fas, babanın ki Yugoslavya-Türkiye üzerinden Mısır ise, bunlardan meydana gelen yavruların Tunus üzerinden geçen ortalama yolu tercih ettikleri tespit edildi  Böylece bu davranışların, kuşların genetik yapısına daha önceden yazılmış ve irsi olduğu ortaya kondu
Bütün bunlara rağmen kuşların çoğu zaman göç yollarını değiştirdikleri ve bunda genetik unsurların yanı sıra bazı çevre faktörlerinin de etkili olduğu bilinmektedir  Mesela, kuşların yemesi için pencerelerde kırıntıların bulundurulmasının adet olduğu Büyük Britanya, Almanya'dan sıcak bölgelere göç eden kuşları çekebilmektedir
Çeşitli deneyler genç kuşların içgüdüsel bir yön duyusuna sahip olduklarını ve buna uyduklarını, yaşlı ve tecrübelilerin ise harikulade bir pusulaya ve yerlerinden uzaklaştırıldıklarında dahi rota değiştirip doğru yolu bulabilme yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir



Göç zamanını nasıl belirliyorlar?


Kuşların nasıl ve neden göç etmeye başladıkları, "göç kararını neye dayanarak aldıkları yüzyıllardır merak edilen bir konudur  Kimi bilim adamları göçün nedenini mevsim değişikliklerine, kimileri de yiyecek arayışına bağlarlar  Önemli olan, bu uzun mesafeli uçuşların kendi bedenlerinden başka hiçbir korunmaya, teknik donanıma ve güvenliğe sahip olmayan bu hayvanlar tarafından nasıl gerçekleştirildiğidir  Çünkü göç olayı yön bulma, gıda depolama, uzun süre uçabilme gibi beceriler gerektirmektedir  Bu özelliklere sahip olmayan bir hayvanın birdenbire göç eden bir hayvana dönüşmesi mümkün değildir
Bu konuya cevap vermek için yapılan deneylerden biri şöyledir: Bahçe bülbülleri , ısı ve ışık gibi iç koşulları değiştirilebilen bir laboratuar da deneylere tabi tutulmuştur İçerideki koşullar dışarıdakilerden farklı olarak düzenlenmiştir Örneğin dışarıda kış mevsimi yaşanırken, laboratuar da bahar ortamı sağlanmıştır, bunun üzerine kuşlar içerideki şartlara göre vücutlarındaki düzenlemeleri yapmışlardır  Aynı göç vaktinin yaklaştığı zamanlarda yaptıkları gibi, yakıt için yağ depolamışlardır  Fakat kuşlar, yapay mevsime göre kendilerini ayarlayıp, erkenden göç edecekmiş gibi hazırlansalar da, göç hareketine vaktinden önce girişmemişlerdir  Kuşlar dışarıdaki mevsime uymuşlardır  Bu sonuç kuşların göçe başlama kararını mevsim şartlarını gözlemleyerek almadıklarının bir ispatıdır
Peki kuşlar göç vaktini neye dayanarak belirlerler? Bilim adamları bu sorunun cevabını hala bulamamışlardır  Bu nedenle, canlılarda, kapalı bir ortamda zamanlama yapabilmeyi ve mevsim değişikliklerini ayırt edebilmeyi sağlayan bir "iç saat"in var olduğunu düşünüyorlar  Ama, "kuşların bir iç saati var, bu sayede göç vaktini anlıyorlar" cevabı bilim dışı bir cevaptır  Bu nasıl bir saattir, vücudun hangi organına bağlı olarak çalışmaktadır ve nasıl oluşmuştur? Bu saatin bozulması, geri kalması durumunda ne olur?
Aynı sistemin sadece tek bir göçmen kuş için değil, bütün göç eden canlılar için geçerli olduğunu düşünürsek bu soruların cevapları daha da önem kazanır
Bilindiği gibi göçmen kuşlar aynı yerden göçe başlamazlar, çünkü her biri aynı yerde bulunmamaktadır  Çoğu tür, önce belirli bir yerde toplanır, sonra hep birlikte göçe başlarlar  Peki bu zamanlamayı nasıl yapmaktadırlar? Nasıl olup da, kuşların sahip oldukları kabul edilen "saat"ler, birbiriyle bu denli uyumludur? Bu denli düzenli bir sistemin kendi kendine oluşması düşünülebilir mi?
Göç gibi planlı bir hareketin kendi kendine oluşması imkansızdır  Ayrıca kuşlarda ve göç eden diğer tüm canlılarda ne çeşitte olursa olsun bir saat yoktur  Göç eden bütün canlılar bunu her sene kendi belirledikleri zamanlarda yaparlar, ama bunu bir iç saate uyarak yamzalar  Bazı kişilerin iç saat olarak nitelendirdikleri şey; Allah'ın bu canlılar üzerindeki kontrolüdür  Evrendeki herşey gibi göç eden canlılar da Allah'ın emirlerine uymaktadırlar



Enerji kullanımı

Kuşlar uçmak için büyük bir enerji sarf ederler  Bu yüzden de kara ve denizdeki tüm canlılardan daha çok yakıta ihtiyaç duyarlar  Örneğin, 3 000 km 'lik  Hawai-Alaska mesafesini kat edebilmek için bir kaç gramlık "sarısalkım kuşu", yolculuğu boyunca 2 5 milyon kez kanat çırpmak zorundadır  Buna rağmen 36 saat gibi uzun bir süre havada kalabilmektedir  Bu yolculuğu sırasındaki sürati ise saatte ortalama 80 km dir  Bu kadar yorucu bir uçuş sırasında, kuşların kanındaki asit miktarı aşırı derecede artar ve yükselen vücut ısısı nedeniyle de kuş bayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalır  Bazı kuşlar bu tehlikeyi karaya inerek engellerler  Peki engin denizlerin üzerinde göç etmekte olanlar nasıl kurtulacaktır? Kuş bilimciler bu durumda kuşların kanatlarını mümkün olduğu kadar açıp, kendilerini bırakarak serinlediklerini gözlemlemişlerdir
Göçmen kuşların metabolizmaları da, bu işi kaldıracak kadar güçlüdür  Örneğin göç eden en küçük kuş olan "kolibri"nin vücudundaki metabolizma hareketi, bir filinkinden 20 kat daha fazladır  Kuşun vücut sıcaklığı 62°C'ye ulaşır





"V" şeklindeki uçuş

Uçuş teknikleri
Kuşlar, böyle zorlu uçuşlar için uygun bir tarzda yaratılmış olmalarının yanında, bir de elverişli rüzgarlardan faydalanmalarını sağlayacak yeteneklerle donatılmışlardır
Örneğin leylek, yükselmekte olan ılık hava akımlarıyla 2 000 metreye kadar çıkar, ardından kanat çırpmaksızın bir sonraki ılık hava akımına doğru süzülür
Kuş sürülerinin bir başka uçuş tekniği ise "V" şeklindeki uçuştur  Bu sayede, önde giden kuvvetli ve büyük kuşlar, karşı hava akımına karşı bir çeşit kalkan oluşturarak, daha zayıf olanların işlerini kolaylaştırırlar Uçak mühendisi Dietrich Hummel bu şekilde bir organizasyonun sürü genelinde % 23 tasarruf sağladığını ispatlamıştır Sıcak hava dalgası içinde yükselen kuş, en yukarı ulaştığında kendini aşağı bırakarak süzülür  Bu kuşa büyük bir enerji tasarrufu sağlamaktadır


Sıcak hava dalgası içinde yükselen kuş, en yukarı ulaştığında kendini aşağı bırakarak süzülür  Bu kuşa büyük bir enerji tasarrufu sağlamaktadır  












Yüksek irtifada uçuş
Göçmen kuşların bir bölümü çok yüksek irtifada uçarlar  Örneğin kazlar 8 000 metre yükseklerde uçabilirler  Atmosferin, 5 000 metre de bile deniz seviyesine kıyasla % 63 daha az yoğun olduğu hatırlandığında kazların uçtuğu yüksekliğin ne denli akılalmaz olduğu anlaşılmaktadır  Çünkü, atmosferin bu denli seyrek olduğu bir yükseklikte uçan kuş, daha hızlı kanat çırpmak ve dolayısıyla daha fazla oksijen bulmak zorundadır
Ancak bu hayvanların ciğerleri, yükseklerdeki oksijenden maksimum oranda faydalanabilecek şekilde yaratılmıştır  Memeli hayvanlarınkinden farklı bir şekilde çalışan akciğerler, kuşların seyrek havadan normalden fazla enerji almalarını sağlar

Mükemmel duyma yeteneği

Kuşlar göçleri sırasında hava olaylarına da dikkat ederler  Örneğin yaklaşan bir fırtınanın odağına girmemek için yollarını değiştirirler  Kuşların bu özelliğini araştıranlardan ornitolog Melvin L  Kreithen bazı kuşların atmosferde çok uzak mesafelere yayılan son derece küçük frekanslı sesleri işittiklerini saptamıştır  Bu sayede göçmen kuş, bulunduğu yerden çok uzaktaki bir dağın üzerinde patlayan fırtınayı veya yüzlerce kilometre ileride, denizin üzerindeki gök gürültüsünü işitebilmektedir  Ayrıca, kuşların göç yollarını, hava şartlarının genelde tehlikeli olduğu bölgelerden uzak tuttukları da bilinmektedir


Yandaki illustrasyon, kuşların uçarken faydalandıkları 12 unsuru göstermektedir
1-Güneş
2-Zamanlama hissi,
3-Yıldızların konumları,
4-Ultraviyole ışınları,
5-Polarize ışık,
6-Çok düşük frekanslı sesler
7-Çok uzaklardan gelen dalga, gök gürültüsü gibi sesler,
8-Dünyanın manyetik alanı,
9-Yerçekimi,
10-Meteoroloji değerlendirilmesi,
11-Uygun rüzgarlar,
12-Yeryüzü şekilleri

Yön algılama

Kuşlar, binlerce kilometrelik uçuşları sırasında, pusula, harita ya da benzeri yön belirleyicilerden yoksun olarak, nasıl doğru yönü bulmaktadırlar?
Bununla ilgili olarak ilk öne sürülen teori, kuşların yer şekillerini ezberledikleri ve böylece yolu şaşırmadan kat edebildikleri şeklindeydi  Ama yapılan deneyler, bu teorinin yanlış olduğunu göstermiştir
Konuyla ilgili olarak güvercinler üzerinde yapılan bir deneyde, hayvanların gözlerine etrafı görmeleriniengelleyen donuk lensler takılmıştır  Ancak, böylece yeryüzü şekillerini görmeleri engellenmiş güvercinler, sürülerinden bir kaç kilometre ötede bırakılsalar bile, yine gidecekleri yolu bulabilmişlerdir
Daha sonra yapılan araştırmalarda, dünyanın manyetik alanının özellikle kuş türleri üzerinde etkili olduğu anlaşılmıştır  Yapılan çeşitli çalışmalarla, kuşların yerin manyetik alanından yararlanarak yönlerini bulmalarını sağlayan oldukça gelişmiş bir "manyereseptör" (manyetik alan algılayıcısı) sistemine sahip oldukları ortaya konmuştur  Bu sistem sayesinde, kuşlar, göç sırasında dünyanın değişen manyetik alanını hissederek, yönlerini belirlemektedirler  Deneyler, göçmen kuşların, manyetik alandaki %2'lik bir değişimi bile algıladıklarını göstermiştir
Bazıları, kuşların vücudunda bir tür pusula olduğunu söyleyerek, konuyu açıkladıklarını zannetmektedirler  Ancak, asıl büyük soru bu noktadan doğmaktadır
Soru şudur: Kuşlar nasıl olmuş da birer "doğal pusula" ile donatılmışlardır? Pusulanın, "icad" edilen bir şey olduğunu, insan aklı tarafından yapıldığını biliyoruz  Peki insanın bilgi birikimiyle ortaya çıkardığı bir aygıt olan pusula, kuşların vücudunda nasıl var olmuştur? Acaba yıllar önce, bir kuş türü, yön bulurken dünyanın manyetik alanından yararlanmanın faydasını düşünmüş ve kendi vücudu için bir "manya reseptör" mü icat etmiştir? Yoksa yine yıllar önce, bir kuş türü "tesadüfen" böyle bir mekanizma ile mi donanmıştır? Kuşkusuz hayır
Ne kuşun kendisi, ne de bir tesadüf, vücuda son derece gelişmiş bir pusula ekleyemez Kuşun vücut yapısı, akciğeri, kanatları, sindirim sistemi vb  gibi, yön bulma yetenekleri de Allah'ın kusursuz yaratışının örneğidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorum Gönder